Bir oyuncak firmasının şöyle bir reklamını gördüm:
“Oyun oynarken kimbilir neler düşünüyorlar?
Yeni şeyler keşfedip hayal güçlerini genişletmek için onları oyunla besleyin!”
Dedikleri doğru da, oyunla beslemek için sundukları oyun malzemeleri malesef rengarenk, plastik, sesli, ışıklı vesaireli ve böyle olduğu için de bu oyuncaklar yeni şeyler keşfetmemeye, hayal gücünü genişletmemeye yarıyor.
Bir kere hayal gücü ve yaratıcılıklarının genişlemesi için çocukların,
Sade
Son halini almamış
Doğal malzemelerden yapılmış
Bir amaca yönelik olmayan
Çocuğun nasıl yapıldığını anlayabileceği
Herşeye dönüşmeye uygun
Manipülasyona uygun
Estetik malzemelerle oynamaları gerek.
Neden sade?
Çocukların nörolojik olarak üst muhakeme yetenekleri henüz yok.
Düşünme kapasiteleri biz yetişkinler gibi değil.
Somut algılıyorlar herşeyi. Örneğin bir çocuğa kafayı yiyeceğim derseniz, yemiş misiniz diye kafanıza bakar!
Uzamsal algısı gelişmeyen çocuk onu yakalamak için peşinden koştuğunuzda arkasına bakar sürekli, geliyor musunuz diye. Bakmadan orada arkada onu hala kovalıyor olduğunuzun imgesi beyinde canlanmaz.
Arkasından geliyor mu diye arka tekerleğine bakarken bisikletinin, düşüverir.
Mesela bu olmadan (uzayda kendi bedeninin nerede nasıl olduğunun haritasının beyninde henüz canlandıramıyorken)çocuklara sağ sol, ön arka gibi kavramları vermeye çalışmak son derece yanlıştır.
Bir başka örnek; sadece gözlerini kapasın görünmediğini sanar.
Ona bir dilim ekmek verin, bu az derse ekmeği ikiye bölün yine verin, ekmeğin çoğaldığını düşünür.
Tüm bu zihinsel gelişmeler için detaylı bilgi Piaget’nin zihinsel gelişim kuramında mevcut.
Bunları harfi harfine somut olarak çocuklarda görmek ise mümkün.
Çocuklar sembolik öğrenme dönemindelerken, mesela araba markalarını sembollerine bakıp söylerler.
Aynı bu mantıkla, çatalı kaşığı araba markalarını söyleyen çocuğa 1 rakamını gösterip 1 deyin onu da ezberler.
Ama asla 1’in ne ifade ettiğini öğrenemez. Çünkü 1 onun için somut değil. Öyle bir sembol işte. Adı bir olan, 1 diye yazılan birşey. Bir anlamı yok. Olamaz da. Çünkü zihinsel kapasitesi buna uygun değil henüz. İşte sular seller gibi ezberleyebiliyor diye, boş teybe kayıt eder gibi her şeyi doldurma yeri değil zihin…
Zihin çok değerli. Konuşmanın ve kavram gelişiminin düzgün ve sağlıklı olabilmesi için zihnin ilkokul öncesi dönemde bu sembollerden fazlalıktan aşırı uyarandan korunması, mümkün olduğunca boş kalması gerekiyor. Sadelik çocuğun kendinden katmasına yaratmasına imkan verir. En önemlisi de neye ihtiyacı varsa bu yönde bir katkısı olur.
Oyuncak ise düşündürtmez, öğretmez. Amacı bu olan bir şey oyuncak olamaz. Oyuncak değil, ancak çocuğun kendi kurgusal ve çatışma barındıran oyununda çocuk zihinsel faaliyetlerini geliştirir. Oyun bir şey öğrenme yolu değil, son derece kutsal ve psişik bir süreçtir…
Neden son halini almamış?
Bir oyuncak, çok renkli ve son halini aldığında çocuğa onu kırmaktan ve içini kurcalamaktan ya da iki üç oynar gibi yapıp yere atmaktan başka bir şey kalmaz. Manipülasyon insanın en güzel güdülerindendir. Mağara döneminden kalma insanlığın kullandığı ilk müzik aleti mesela;
50000 yıllık. Dilden bile önce ortaya çıktı. Bir insanın bir şeyi manipüle etme yani değiştirip dönüştürme, kurcalama güdüsüyle ortaya çıktı.
Aynı insana flüt verseydik, iki tü tü yapar bir kenara bırakırdı… Son halini almış bir materyal hangi amaç için üretilmişse, sadece ona hizmet eder. Bu çocuğu sınırlar ve kısıtlar.
Çocuk sürekli değişip dönüşen, gelişmekte olan bir varlıktır. Her sağlıklı gelişen çocuk, üçgeni üçgen delikten bir iki kez atar ve bırakır. Bu tarz bir materyalin parçalarını ya başka amaçlar için kullanarak yeni keşifler yapmaya çalışır, ya başka şeylerle ilgilenir. Çünkü gelişmeye yeni şeyler denemeye ihtiyacı vardır. İşte sınırlı materyaller yerine, bize anlamsız gibi görünen bu amaçsız yeni keşifler düşünceyi de geliştirecektir.
Neden doğal malzemelerden yapılmış?
Çocukların gelişmekte olan varlıklar olduğu bilinciyle, organik beslerken plastik oyuncak vermeyi anlamıyorum. Asla olmayacak demiyorum. Ama yok denecek kadar az olabilir. Beynimize giden tüm uyaranları duyularımız yoluyla algılıyoruz. Duyuların gelişimi demek, beynimizin gelişimi demek. Çocukluğumuzda yediğimiz domatesin tadını unutamadığımızı söylüyoruz. Salatalığın tadının eskisi gibi olmadığını. Pişen tavuğun kokusunun tüm evi sardığını…
Temiz bir havada gökyüzünün harika mavisini görüyoruz. Bir yabani gülün çiçekçide satılan gülden daha yoğun o harikulade kokusunu duyumsuyoruz. Duyular gerçek uyaranlarla daha hassas ve daha iyi gelişiyorlar. Bugün doğasında kirlenmek, bulanmak olan çocukların pek çoğunda, ellerini kirletmek istememe eğilimi görüyorum. Çünkü duyular gerçek malzemeyle uyarılmıyor. Sonucunda da sağlıklı gelişmiyor. Sistemi bozuyoruz yapay malzemelerle…
Neden bir amaca yönelik olmayan?
Bir amaca yönelik olan şey adı üstünde o amaca yöneliktir. Halbu ki çocuğun oyunlarında taşlar, tüller, evdeki bazı eşyalar, koltuk minderleri, çarşaflar, ipler, kozalaklar gibi her şeye dönüşebilen malzemeler olmalı. Bu manada puzzle bir oyuncak değil mesela. Yap yap aynı şey.
Pek çok engel türüne sahip çocuk puzzle yapıyor. Hatta bazı engel türlerinde puzzle yapma becerisi ileri seviyede gelişmiş oluyor. Ama hayal kurma; kozalakları hayvanlara, çarşafları çadırlara, koltuk minderlerini oyun parkurlarına dönüştürmek tam bir hayal gücü işi… İnsandan başka hiçbir canlıda hayal kurma becerisi yok!
Sayıları bilmek, üçgeni üçgen delikten geçirmek zeka göstergesi değil; yaratıcılık ve sosyal beceriler zeka göstergesidir. Bir amaca yönelik olmayan oyun malzemeleri de zeka kapasitesini bu bağlamda da artırır.
Neden çocuğun nasıl yapıldığını anlayabileceği malzemeler?
Size nasıl yapılacağını asla anlayamayacağınız bir materyal versem? Beyninizin henüz bunu algılama kapasitesine sahip olmadığı için kesinlikle nasıl yapıldığını anlayamadığınız ama her gün günlük hayatınız içinde olmak zorunda olduğu!
Düşünürken bile zorlanmak mümkün. İşte zihinsel olarak somut işlemler döneminde olan çocuk için, kumandalı oyuncak, tv, tablet, cep telefonu, cd çalar gibi henüz nasıl yapıldığını, çalışma prensiplerini algılayamayacağı her şey, zihin geliştirmek yerine zihin süpürgesi işlevi görüyor. Yorucu ve stres kaynağı. Bu kez çocuk bu anlaması güç olgular arasında kalmaktan, zihnen o kadar çok yoruluyor ki, sinir duyu sistemini rahatlatmak için harekete başvuruyor… Soyut olan, algılayamayacağı her şey, çocuk için taşınması zor bir yük diye düşünün.
Örneğin; tonlarca ağırlıkta olan koca bir fili küçücük ekranda tek boyutlu görmek, hatta bazen pembe, kulaksız, ölüp ölüp dirilen, ikiye ayrılan ezilen ama tekrar düzelip canlanabilen bir fil gibi kaydetmek; gelişmekte olan bir beyin için gerçeklik algısına zarar verir. En kötüsü ise gerçek dünyayı sıkıcı ve çekilmez hale getirir. Bunu sanal olan her şeye uyarlayabilirsiniz…
Neden her şeye dönüşmeye uygun?
Çünkü gelişmekte ve değişmekte olan çocuğun içinde dönüştürme güdüsü var. Hiç bir çocuk bir oyuncağı zarar vermek için kırmaz. Meraktan, anlama isteğinden, değiştirip dönüştürerek yeni keşifler yapmak için kırar. Bu kez oyuncak kırılabilir değersiz bir nesne haline gelir. Ya da anlayamadıkça nasıl yapıldığını, takıntı haline getirir çünkü anlayana kadar peşini bırakmaz. Daha çok araba, daha çok uçak, daha çok çizgi film…
Oysa her şeye dönüşmeye uygun malzemeler için para harcamanıza gerek yok. Çocuğunuzun gelişimi için az sayıda ve doğal malzemeler sunmak bütüncül gelişimi için çok daha sağlıklı ve besleyici.
Neden estetik malzemelerle oynamaları gerek?
Dünyayı değiştirip dönüştüren insanların biyografilerine baktığımızda zor çocukluklar ve doğayla iç içe yaşamlar görürüz. Estetik doğadan bize geçer. Doğada plastik yoktur, bir sürü patlak renk bir arada değildir… Her şey bir uyum ve harmoni içindedir. Çocuk neyle büyürse o olur, ona dönüşür, en önemlisi ona dönüştürür…
Şimdi ilk beş fotoğraf ve son dört fotoğraf arasındaki farkı görebiliyor musunuz?